17 Mayıs 2021 Pazartesi
30 Ocak 2021 Cumartesi
Fatma Mernissi'nin Peçe ve Erkek Elitler Kitabı Üzerine
10 Ocak 2021 Pazar
Soul Filmi
Bir orta okulda müzik öğretmeni olan Joe'nun en büyük hayali kendi müziğini yapmaktır. Fakat bu hayaline kavuşamadan ahirete intikal eder. Dünyaya geri dönme çabalarıyla olaylar gelişir.
----------------------------------------------------------spoiler-----------------------------------------------------------
Film oldukça soyut kavramlar üzerinden ilerlemekte. Hayatın anlamı ve ilham verecek pırıltıyı bulmak merkezi bir noktada yer alıyor. Bu ilham veren pırıltıyı, dünyada kalbi bir yerden bağlantı kurulabilen herhangi bir şey olarak yorumladım. 22 karakteri bu parıltıya sahip değilken, Joe'nun da amacına ulaştığında hayatına dair bir anlam krizine girdiğini görüyoruz. Film boyunca sanki akıl ve kalbin sürecine şahitlik ediyoruz.
Karakterler özelinde 22, düşüncelerinde oldukça boğulan, depresif bir ruhu çok başarılı temsil ediyor. Sahip olduğu potansiyeli olumluya dönüştürmesiyse ancak dünyevi deneyimleriyle mümkün oluyor. Her ne kadar yardımcı karakter gibi gözükse de, taraflar ancak güçlü bir sağduyu ve empatiyle birbirlerine ayna olarak algılarını dönüştürebiliyorlar.
Joe için hayatında bir parıltısı olsa da, film boyunca insan ilişkilerinde (berber sahnesi) ve iletişimde eksik yanları olduğunu görüyoruz. Bir yere kadar da oldukça bencilce bir hal içerisinde. Müziği hayatının merkezine koyarak dünyanın geri kalanıyla pek de bağlantı kurmamış gibi gözüküyor. Yani iki karakterde de bütünselliğe dair bir eksik söz konusu.
Filmdeki ölüm ötesi dünya tezahürünün nörtlüğü oldukça etkileyiciydi. Herşeyin tabî olduğu bir akış var ve huzurlu bir şekilde ilerliyor. Joe ve 22'nin bu huzurun dışında kalan egosal halleri oldukça kendini belli ediyor. Ama ne olursa olsun her arayış O'nun ışığıyla aydınlanıyor.
Küçük yaşta izleyicilerin anlamada zorluk çekeceğini düşündüğüm film, yetişkinler için güzel bir varoluşsal yolculuk imkanı sunuyor. Özellikle ölümötesi alana ait mekan ve karakter görselleştirmeleri de oldukça etkileyici. Akıl ve kalbi harmanlama ilhamını derinden hissettiren filmden umarım siz de keyif alırsınız. İzlenimlerinizi yorumlara bekliyorum.
19 Aralık 2020 Cumartesi
Multidisipliner Yaklaşımlar - 4
Bu ay bize multidisipliner yaklaşım sunan alan hukuk olacak. Yazı dizisi bunu Osmanlı Devleti özelinde ele aldığı için de fıkıh, İslam hukuku üzerinden bir bakış açısı sunuyor. Ölümcül Alışkanlıklar: Erken Modern Osmanlı Toplumunda Livata, Hukuk ve Cemaat ilişkileri yazısı severek takip ettiğim 5harfliler sitesinden.
Yazı litava yani anal ilişkinin dönemin toplumunda ve hukukunda nasıl bir yorumlama sürecinden geçtiğini ele alıyor. Cinsel yönelim kimliğinin var olmadığı bir dönemde, livata daha somut bir eylem üzerinden anlam buluyor. Yazar amacını, Osmanlı döneminde yaşanmış ve bitmiş bazı toplumsal pratikleri anlamak değil; daha çok bir alışkanlık olarak livata eyleminin bugünkü Türkiye toplumundaki eşcinsellik algılarına dair verebileceği ipuçlarını yakalamak olarak ifade ediyor.
Yazı livatanın İslam hukukuna giriş sürecinden bahsediyor. Ancak dönemin fıkıh alimleri açısından şuan eşcinsel kavramından anladığımız boyutta bir tabir veya tartışma yok. Ebu Hanife, Kur'an'da dine karşı işlenen bir suç olarak belirtilmediği için livatayı hadd cesası gerektiren bir eylem olarak tanımlamıyor. Hatta doğumla sonuçlanmayacağı için olası bir çocuğun soyuna dair bir karmaşaya da mahal veriyor. Ta'zir cezası denilen bireyi toplumsal normlara uymaya sevk eden uygulamayı öneriyor. Ebu Malik hadislerle ilgili yazımda geçen, sahih olmadığı ıspatlanmış bir hadisten referansla hadd kategorisine alıyor.
Yazar fıkıh ilminin ilahiyattan ayrılan noktalarına değinerek devam eder. Bu kısım kendi içindeki prensip ve sınırlılıkları anlayabilmek açısından önemlidir. Nitekim Lut kavminin davranışlarından sadece biri olan bir ‘cinsel eylem’ biçimi olarak livata’ya Kuran’da herhangi bir ceza öngörülmemiş. O yüzden de bir ceza kategorisi arayışı söz konusu.
Devam yazısında, fıkıhın dünyevi olanla kendini sınırlama sürecinde bahsediyor. Böyle bir durumda haklar meselesi de devreye giriyor. Kul Hakkı sınıflandırması insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen kuralların bütününe işaret ederken, Allah Hakkı kamusal düzenin oluşturulabilmesi için siyasal otoriteye hukuksal yaptırım yetkisi tanıyor. Kamusal düzeni sağlamaya yönelik ta'zir cezası türünde, hangi suçlara uygulanacağına yönelik ilahi bir referans yok. Bu da otoritenin inisiyatifine kalıyor.
İslam hukukçuları livatayı suç olarak görüyor ancak cezası konusunda uzlaşamıyorlar çünkü ortada ilahi bir hüküm yok. (Ki suç olarak görülmesinin kendisinde ataerkil perspektifin olması aşikar.) Konu ideal toplum fikrine ulaşmaya yönelik ele alınıyor. Böyle olunca da livatanın faili aslında cinsel bir kimlikten ziyade; düzen bozan, isyankar olarak tanım buluyor.
Yazı devamında fakihlerin cinsel arzuya yönelik anlayışlarıyla devam ediyor. Burada daha organ temelli bir yaklaşım dikkati çekiyor. Bu doğal olan / olmayan üzerinden değil, arzunun yasalarla dizginlenmesi üzerinden yapılıyor. Livata örneği özelinde yapılan düzenlemelerin daha dünyasal bir çerçeveden yapıldığı görülüyor. Bu yazıları hukukun özellikle yönetenlerin anlam dünyasıyla bir aradalığını göstermesi açısından anlamlı ve kıymetli buluyorum. Aslında yazarın bir yazısı daha var fakat çok bilgi yok bilgidir. Bugünlük bu kadar olsun.
27 Kasım 2020 Cuma
Multidisipliner Yaklaşımlar - 3
Bugünkü yazımın misafiri çok uzaklardan ve farklı bir disiplinden. Toshihiko Izutsu Japon bir dilbilim (linguistik)ci. Kendisiyle karşılaşmam Uzak doğu inançlarıyla ilgili okumalar yaptığım dönemde Taoculuktaki Anahtar Kavramlar: İbn Arabi ile Lao-Tzu ve Cuang-Tzu'nun Mukayesesi kitabıyla oldu. Aslında ilk cildi tasavvuf üzerine olan bir serinin Taoizm üzerine ikinci cildi. Ders kitabı yoğunluğunda bir ağırlığa sahip ama anlaşılır bir dili var. Yazar, 1958'de Kur'an'ı Japoncaya çevirmiş, İslam felsefesi, tasavvuf, Kur'an'ın semantiği (anlambilim) üzerine çokça üretimde buluşmuş bir ilim insanı.
Önereceğim metin Toshihiko Izutsu'nun Kur'an-ı Kerim'i anlama ve yorumlama yöntemi üzerine bir makale. Makale özetinde geçen: "Izutsu'ya göre, Kur'an'ı doğru anlamak ve yorumlamak için öncelikle önyargısız ve objektif bir biçimde okunmalıdır. Kur'an insanların kendi doğrularını onaylayan bir noter olarak algılanmamalı, tam aksine, Kur'an'ın 'kendi doğruları kabul edilmelidir." cümlesi içeriğindeki kafa açıcılığa adeta bir davet niteliğinde.
Izutsu semantik bilimini Kur'an'a uygulayarak kelimelerin geçmişten gelen, Kur'an'ın içinde şekillenen anlamlarını incelemiş, sadece gramere dayalı yapılan çevirilerin de doğru sonuç vermeyeceğini belirtmiş. Bu yöntemdeki amacı da: Kur'an'ın kendi kavramlarını izah etmesini ve kendi adına konuşmasını sağlamak diyor. Makale Arap yarımadasında kelimelerin kullanışını tarihsel olarak incelemekle başlıyor. Ve bunlardaki farklı dünya tezahürlerine değiniyor. Kur'an'da vurgulanan Arapça bir Kur'an olma hususunu da: Dikkatleri Arapçaya çekrnek ve "Arapçayı bir lisan haline getiren temel veya köke dayanıldığında daha iyi anlaşılacağını ima etmek için olarak yorumluyor. Çünkü onun Arapça olduğunu vurgulamak, boşa olmadığını ispat etmektir. Güzel bir semantik slogan olabilecek: kelimelerin anlamları yoktur; kullanımları vardır alıntısı da paylaşılan içeriği tamamlıyor.
Yazı semantik analiz yöntemini ve bunun Kur'an-ı Kerim gibi ilahi bir kitapta uygulanmasında gözetilecek titizlikleri açıklayan teknik bir içerikle devam ediyor. Bu kısımlarda detaylarda çok boğulmadan temel mantığı kavramanızın kâfi olacağı kanaatindeyim. Benim dikkatimi çeken kavramlardan bahsedecek olursam: Semantik alan, çeşitli kelimelerin ilişkileriyle oluşan bölgeleri ifade ediyor ve Kur'an'da da aynı kelime farklı semantik alanlarda olabiliyor. Kelimeleri kullandığımız esas manasın dışında izafi mana da kelimenin kökünden gelmeyen fakat ilişkilendiği metinle oluşan manayı ifade ediyor ve bunun örnekleri de mevcut. Ve en önemlilerinden bir kelimenin kökeni dair incelemeyi sağlayan etimoloji.
Son bölüm, Semantik yöntemin Kur'an'da uygulanmasındaki temel ilkeleri Kur'an'dan örneklerle açıklaması ve çeviride dikkat edilmesi gereken noktalarla bitiyor. Bu makale ilk okuduğumda benim için oldukça kafa açıcı ve önyargı yıkıcı olmuştu. Özellikle sağlıklı çeviriye erişim ve akla gelen ilk anlamla bir hükümde bulunmamak noktalarında. İlişkilendiğimiz kitabın ilahi bir metin olduğuna inanıyorsak, anlamını kolayca ele vermeden akıl ve mantıkla, zihnin sınırlarını genişlemeye zorlayarak hakikat yolculuğumuza ışık tutması çok daha anlamlı geliyor. Nitekim Dünya hayatının ve aklın sınırları içerisinde ancak yolda olmaya devam edebileceğiz. Semantik hassasiyet konusunda Türkçe olarak erişebildiğim Kur'an-ı Kerim'e İsmail Dinçer'in ücretsiz olarak da erişime açtığı kelime açılımlı Tevhid-i Kuran Meali adlı çalışmasıdır. Kendisinin Lût kavmiyle ilgili yazısı da mana dünyasının ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Umarım sizler için de feyz alacağınız bir makale olur. Yorumlarınızı ve sizde nasıl bir anlam dünyası yarattığını paylaşmanızı bekliyorum. Başka yazılarda görüşmek üzere.
6 Kasım 2020 Cuma
Multidisipliner Yaklaşımlar - 2
İkinci yazı Ezgi Sarıtaş'la tezi üzerine yapılan "Mahrem ve asayişsiz: Homoerotizm nasıl utanç verici oldu?" başlıklı röportaj. Bu linkten ulaşabilirsin.
Röportaj, 19. yy.'la birlikte Osmanlı'ya batıdan sirayet eden erotizmin ve aşkın heteroseksüel ilişki için kurgulanmaya başlaması ve bunun norma dönüşmesi süreciyle başlıyor. Kendi okumalarımda da bundan önceki süreçlerde karşı cinsel ilişkinin konumlanmasının , ikili bir ilişkiden ziyade toplumsal bir zorunluluk ve vazife gibi gerçekleştiğinin bilgisini edinmiştim.
Önceki paylaştığım yazıda da geçen homososyallik kavramını burada da görüyoruz. Yazar “Doğal ve normal olan zaten karma sosyalliktir, karma sosyalliğin olmadığı ortamda zorunluluktan erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla birlikte olmaya başlar” görüşünü heteronormatif olarak değerlendiriyor ki haklı. Cinsel yönelimin sadece sosyal koşullara indirgenmesi görüşü, günümüzde heterososyalliğin norm olduğu seküler batı toplumunda eşcinsel insanların olmamasını gerektirirdi ki böyle değil.
Batı medeniyetinin yargılayıcı ve etiketleyici dünya tezahürünün etkisinden Osmanlı'da uzun vadede nasibini alıyor. Roman türünde eserlerin artması ve romanın şiire göre gündelik hayatı yansıtan yanının daha güçlü olması ve matbaanın icadıyla kültürel karşılaşmaları toplumsal nezde arttırmış gibi gözüküyor.
Yazarın utanca dair bakış açısında , utancı yaşatılan bir mağduriyetin ötesinde , ruhsal , toplumsal gelişimin bir parçası olarak algılayabilme alanını da görüyorum. Yönelimlerin ötesinde cinselliğe dair tabuların yıkılmasında lgbt+ kimlikler her zaman ön ayak oldu. Bu 2. Dünya Savaşı öncesi Almanya'sında da böyleydi. Utanç ve onur gibi kavramların okumasını politik bi yerin ötesinde, ruhsallığın bir parçası olarak yorumlamak bence de daha geniş bir bakış açısı sağlayacak.
Yazının devamından tepesinde sarayın bulunduğu erotopolitik bir hiyerarşiden örneklerle bahsediliyor. Ve bu meşruiyetin hiyerarşinin belli katmanlarındaki grupların isyanıyla kriminalize edilmesinden. Kurumsal elit kültürle, sarayla bağları kopunca Osmanlı entelektüelleri için de utanılacak bir şeye dönüşüyor. Burada da tarih sahnesine heteroseksüellik ve heteroerotizm olgusu giriyor. Mekan, kurum ve sosyalleşme alanlarındaki değişimlerle birlikte de homoerotik yakınlaşmaların meşruiyeti azalıyor.
Aşk kavramı da bu dönüşümden nasibini alıyor. Hayatının aşkını bulmak, karşı cinsten bu aşk nesnesinin kişinin biricik aşkı olması ve onunla tek eşli bir birliktelik kurmak on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren egemen biçime dönüşüyor. Heteronormativite ağlarını örmeye başlıyor. Burada en dikkat çekici bulduğum nokta: Modern heteronormativitenin varsayımlarından birisi aşık olunan arzu nesnesinin cinsiyeti ile kendi özdeşleştiğin cinsiyetin birbirinden farklı olmasıdır. Erkeksi olanın kadınsı olanı arzuladığı ve zıtların birbirini çekmesinin doğal olduğunu varsayar. Aşk nesnesi ve öznesi birbirlerinin zıddı olmadığında anormalliğin başladığını söyler. Bu çok modern bir varsayım çünkü uzun yıllarca aşk anlamlandırılırken, “benzer, benzerini arar” ilkesi hakimdir. Ve bu düşünce de 19. yüzyılda birden ortadan kaybolmuyor. Devam ediyor. O yüzden de kadına yönelen arzunun; kadını arzulayan erkeği kadınsılaştıracağına dair de çok büyük bir korku yüzeye çıkıyor Tanzimat romanında. Bu alıntıda aslında ikili ilişkilerin , insan tezahürüyle ne kadar iç içe geçtiğini görüyoruz. Modernizm dünya algısındaki determinizmi ve kibiri belki de en yoğun yansıyan paradigmalardan biri olduğu için de geçer akçe olmaya bu kadar başarıyor.
18 Ekim 2020 Pazar
Multidisipliner Yaklaşımlar - 1
Lgbti+ ve teoloji kesişimselliğinde ufkumu en çok açan noktalardan biri iyi bir kavrama için tarih, antropoloji, sosyoloji gibi bir çok disiplininin göz önünde bulundurulması gerekliliği olmuştu. Bu sebepler süreç içerisinde ilham aldığım ve vizyonumu geliştiren türkçe yazıların linkini paylaşarak, nacizane bende yarattığı çağrışımları da kaleme aldığım bir yazı dizisine başlıyorum. İlerleyen süreçte en azından 3 haftada 1 içerik üretmeye devam etmeyi düşünüyorum.
İlk yazı:" Orta Doğu'nun Geçmişi ve LGBTİ: Günümüz Cinsellik Tasniflerinin Tarihselliği Üzerine" sunumuyla Irvin Cemil Schick'a ait. Makaleye bu linkten ulaşabilirsiniz. Kendisiyle yapılmış bir röportaj da Kaosgl'nin sitesinde mevcut. Ama ben yazının devamında sunumu referans alacağım.
Yazı özünde şuan "eşcinsel" dediğimizde gerçekleşen çıkarsamaları kapsayan bir kavram veya anlam dünyasının geçmişte doğrudan karşılığı olmamasını ele almakta. Modernizmin tanımlı kılma çabasının bir getirisi olan kimliklenmenin geçmişte varoluşsal bi yerden ziyade daha eylemsel bir tanım üzerinden kullanıldığını görüyoruz. Bilimsel düşüncenin yükselişinden hemcinsel eylemlilikler de nasibini almış ve insan üretimi bir algı ve tanımla batı tarafından etiketlenmiş. Yazıda Foucault'dan alıntılarla cinselliğin salt gerçekliğinin ötesinde, insanın algı ve söylem faktörüyle farklı gerçekliklere taşınmasından bahseder. Bu faktörlerde etkili olan tarihsel zaman ve mekan da bizi genellemeler yapabilmekten alıkoyar.
Hemcinsel yakınlaşmalara dair tarihi metinlerde geçenleri bizim şuan anladığımız gibi anladıklarını düşünmek muhakkak yanılgı olur. Tarihsel metinlerde çiftler arasında keskin bir rol dağılımı dikkati çekmektedir. Yetişkin erkek ve genç erkek bu rollerden en belirginidir. Bunların hepsinde işe bir zevk meselesi, bir şahsî tercih olarak yaklaşılmakta, herhangi bir değer yargısı yahut kınama söz konusu olmamaktadır. Ancak bir erkek yetişkinliğe erdiğinde pasif olmayı arzulaması bunun dışındadır. Aktif ve pasif arasındaki farkın, cinsel ilişkiye girilen kişinin cinsiyetinden daha önemli olabileceğini, bu nedenle de “eşcinsellik” kavramının bazı bağlamlarda açıklayıcı olmadığını görüyoruz.
Nitekim yazılan şiirler ve metinleri her zaman bir eylemliliğe dayandırmak da doğru bir sonuç vermeyebilir. Hemcinsler arası sosyalleşmenin yaygın olduğu toplumlarda (eştoplumsal), fiziksel olarak erkeklere erişimleri daha mümkündür. Aynı zamanda paylaşımları daha fazla olduğu için daha tatmin edici ilişkiler kurması da muhtemeldir. İslamî gelenekten kadınlardan veya kendi eşlerinden bahsetmeleri de ayıp karşılandığı için bu aşk söyleminin öznesi de ataerkil bi toplum gereğinden erkek olmuştur. Metinde ilahi bir güzelliği övmenin hakkıyla da bir erkeğe duyulan aşk ve ilgiden bahsedebilmenin mümkünlüğüne örnekler verilmiştir. Kadınlar arası yakınlaşmalara dair yazılar bulunsa da, muhtemelen üretimde bulunan kişilerin erkek olması içeriği daraltmaktadır. En nihayetinde kolonileşme ve küreselleşmeyle artan batı etkisiyle bu metinlere yönelik algının fobikleşmesi, objektif bir perspektiften değerlendirmek yerine iktidarın ideolojisine göre yorumlanmaya çalışılması sağlıklı bir mukayese yapmamız için de bir engeldir.
Yazıda kısa tanımlarla geçtiğim ifadeler bir çok örnekle çeşitlendiriliyor. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
1 Ekim 2020 Perşembe
İMAM LUDOVİC M. ZAHED’İN KUİR MÜSLÜMAN EVLİLİĞİ
Tanrı lezbiyen, gey ve
transseksüelleri sever. İmam Ludovic M. Zahed’e göre bu kuşkusuz bir gerçek.
Kendisi Avrupa’nın ilk kapsayıcı camisinin ve Fransa’nın Eşcinsel Müslümanları
derneğinin kurucusu, CALEM (Avrupalı ve Müslüman
LGBT Dernekleri Birliği) ‘in koordinatörü, bunun yanısıra fırsat
buldukça bu websitesine katkı sağlayan
yazarlardan biri.. Aynı şekilde Ludovic tanrının hemcins birliktelikleri
tasdik ettiğine ve İslam’a inanan eşcinsellerin de heteroseksüeller gibi
evlenebileceğine son derece inanıyor. Güney Afrikalı bir erkek olan Qiyaam ile
evlilik deneyimiyle başlayan geçmişinden yola çıkarak, Ludovic çok net ve
etkileyici başlıktaki “Kuir Müslüman Evlilik” kitabını yazdı.
Yeni kitabınızın başlığı gayet açık ama hangi
bakış açısına gönderme yaparak kuir Müslüman evliliğe bakıyorsunuz? Kitabın
temel savı nedir?
Bir antropoloğun yapacağı gibi, bu kitap kimliklerimizden birini
diğerine seçmek zorunda kalmadan, kuir ve Müslüman olmanın sosyolojik
gerçekliğinin bir tanıklığı (makale ve biyografi arasında.). Buna ek, “yeşil
kitap” dediğimiz her yıl yayınlanan homofobi, islamofobi ve transfobiye karşı
bir teorik kısım koyduk. Yeşil kitap, kökenindeki proaktif saygıyı ve
çeşitliliği koşulsuz sevmeyi islamın en derin köklerinde bulmayı amaç edindi.
İslamda evliliğin amacı ne?
İslam geleneği evliliği sadece bir dini tören olarak değil, aynı zamanda
iki şahit ve birbirilerine sesli olarak bu özel anlaşmayı kabul ettiklerini söyleyen
iki yetişkinin etik kontratı olarak değerlendirir.
– ijab wa qabul (اجب وقبول)..
Yani, heteroseksüel ve eşcinsel evlilikler
arasında fark var mı?
Kuir ve düzcinsel evlilik arasında hiçbir fark yoktur. İslam böyle bir
fark oluşturmuyor ve arapça terim olan “zawj”
(زوج; evli partner) cinsiyetsiz bir terimdir. İslami evliliğin yeni
bir temsilini inşa ediyoruz. Allah’ın ve insanlığın tevhidi (tekliği), yıkmayı ve inşa etmeyi (İmamımız Amina
Wadud’un da söylediği gibi) İslam’ın etiğinin kalbi olarak şart koşar. Allah’a olan güzel inancımızı ayrımcı politik
stratejilere karşı kullanarak, İslam’la birlikte içindeki önyargıları ve
dogmaları yıkmalı, İslami idealler ve
Allah’a inancımızla ilişkili yenilenmiş temsiller inşa etmeliyiz.
Yorumlaman açıkça çoğu İslam alimleriyle
keskin bir karşıtlık içerisinde. Onların önerdiği dini görüş, dogma ve
geleneklerden yekpare. Bunun aksine, sen yaşayan, daima hareket halinde olan, dinamik
bir varlık olarak tanımlıyorsun. Sence, neden inanç sıklıkla dogma, ceza, hatta
şiddete dönüşme eğiliminde?
Nefes almayan, ölü bir inanç sosyal tembelliğe sürükler ve sonra sadece haksız sosyal yapı ve alışkanlıkların çoğalmasını haklılaştırmakta kullanılır. İnanıyorum ki, Kuran’da geçenler, peygamberler, kadınlar ve erkekler, Dünya’nın heryerinde yaşayanlar ve her uygarlığın hikayeleriyle, Allah insanlık tarihi boyunca bize rehberlik ediyor. Tekliğin gerçek manası, çokluk ve çeşitlilikte. Her inancın, her idealin insanlığın hayallerine ve ihtiyaçlarına uyarlanması gerekir. Dogmaları, şiddeti ortadan kaldırmak ve haksız sosyal yapılardan inancımızı korumak için, ideallerimiz ve Allah’a olan inancımızla ilgili yeniden nasıl hayal kuracağımızı öğrenmek zorundayız.
Her insan idealinin esası temelde iyioluş ve mutluluktur. İslam
inancının özünde insan haysiyetine saygı ve özgürlüğü teşvik vardır. Bunu
anlamamak, Ay’ı gösteren bilgeye değil de, parmağına bakma ahmaklığı gibidir. İslamın
ilk dönemlerinde bazı Sufi alimler Kuran’ın bir ayetinin 7000 farklı
yorumlamasını görebiliyorlardı.
Ve bugün?
Bugün, bazı dogmatik bilginler çeşitlilikten endişe duyarak, sunduğumuz -
onlara göre -“alternatif islam.”’ı bile kabul etmeyi reddediyor. Evet,
ilerlemeci ve kapsayıcı Müslümanlar şuan sadece küçük bir azınlık ama sosyal
yapılaı yeniden düzenlemek azınlıkların alternatif
ideal ve etik önerileriyle sağlanır. Bizim alternatif, yenilenmiş islam
temsilimiz Allah’ın bize rehber olan yaşayan, gün yüzüne çıkmamış sonsuz
yüzlerinden biri.
Fransa’daki evlilik eşitliği karşıtı
organizatörler Fas’ta benzer bir girişim düzenlediler, ki Fas’ta hala
eşcinsellik bir suç ve eşcinsel evliliği tanımlayacak bir düzenleme yokken…
Homofobi ve transfobi maalesef her dinden veya ideolojiden dogmatik
insanların üzerinde anlaştıkları az konudan biri. Şu gerçeği tekrar vurgulamak
istiyorum ki ağacı sadece meyvesiyle yargılayamazsınız. Naziler demokratik bir
seçimle gelmelerine rağmen; yahudileri, gey, lezbiyenleri yok etmeye çalıştı.
Komünizmin Çin’deki temsili milyonlarca insanın ölmesine sebep oldu. Geçtiğimiz
yüzyıl (dayatmacı anlayışla bireysel kimlikleri kontrol eden) faşizmi ve
(kamusal ve hatta mahrem alanlardaki sosyal davranışları kontrol eden) totaliterliği
anlamamız için korkunç fırsatlarımız oldu.
Aramızdan bazıları ideallerimizi ve etiğimizi başka kardeşlerimizin
üzerinde güç kullanmak için kullanıyor diye, demokrasiden ve dayanışmadan
kurtulalım mı? Hiç de bile, biz alternatif sunmak zorundayız ve Allah’ın
Kuran’da dediği gibi “insanlar gelecek”, öyle ya da böyle. Diğer insanların
sivil haklarını öz-tanımlama ve kendi kaderini tayin etme yoluyla elde
etmemeleri yönündeki çabalar, basitçe Allah’ın bizlere Tevhid ve Birlik
yolculuğunda, çokluk ve çeşitlilik aracılığıyla ilham verme hakkını inkar
etmektir.Kuran'a göre
tevhid bizim 'melekler' olarak düşündüğümüzden bizi daha iyi varlıklar yapar.
Başkalarına karşı nefret dolu olan insanlar, onlar hakkında konuşulmasını bile
hakketmezler.
Bizim de bildirdiğimiz gibi, Afrika ve
Akdeniz’in Rabat Yönetim ve Ekonomi Okulunda (Avrupa üniversitelerindeki siyasi
bilimlerin dengi) bir konferansın oldu. Nasıl geçti?
Kuir islam ve islami feminizm üzerine sunumum oldukça hoş karşılandı.
Arap toplumları aslında Avrupalıların da “sadece” birkaç on yıl önce olduğu
gibi, her türlü ayrımcılığa karşı insanı kaynaklar oluşturacaklar ve umuyorum
ki Fas’taki bu girişimlerimiz de Arap tarihinin bir parçası olacak inşallah. Bu
yüzden tüm enerjimizi aktarmak zorundayız. Kibire kapılmadan önyargı ve nefreti
yok etmeyi deniyoruz. Alçakgönüllü bir şekilde önyargı ve nefreti yıkmaya, aynı
zamanda Allah’tan mütemadiyen aldığımız bireysel ve kolektif ebedi mesajını
taşıyan tamamen yenilenmiş bir anlayış inşa etmeye çalışıyoruz. Amin.
21 Eylül 2020 Pazartesi
Eşcinsellik - İmtihan mı Mükafat mı?
Dini konularda söz üretmek bir çok
konudan daha fazla sorumluluk hissimin arttığı bir eylem oluyor. O sebeple
paylaşımlarımın naçizane kendi hakikat yolculuğumun bir parçası olduğunu
belirtip, vebal altına girmekten Allah'a sığınırım.
Başlıktaki soruya verdiğim cevaplar
hayatımın farklı dönemlerinde değişiklik gösterdi. Bu süreçte aslında dinde bir
reform yapılmadı veya yeni bir güncelleme gelmedi. Değişen ekseriyetle bakış
açım oldu. Dini bir vesileyle hayatıma giren mükafat ve imtihan kavramları
kendi iç dünyama yönelik bir çok yüzleşmeye fırsat verdi. İmtihan kavramından
başlamak istiyorum.
Semavî dinlere inanan birinin en
temel kabullerinden biri bu dünyanın bir imtihan yeri olduğu, geçiciliği ve
aslolanın ahiret hayatı olduğudur. Ben de bu inançla büyütüldüm. Ama imtihanda
neler sorulacağı kısmı muallaktı. Ve ilk kez bir hemcinsimden hoşlandığımda
bunun neyin imtihanı olduğundan emin değildim. Niye kimsede görmediğim bu
imtihan beni bulmuştu? Yardımcı olacak bir kaynak ve insan da yoktu. İlk aklıma
gelen cevap sevmemem gerektiğiydi. Çünkü sevdiğimde deneyimlediğim de platonik
bir aşk acısı olmuştu. O dönem, ana akım öğretiler doğrultusunda cehennemde
cezalandırılmayı kabullenip, imanıma olan inancımla kefaretimi ödedikten sonra
cennete gidebileceğime tefekkür ederek bir sonuca varabilmiştim. Ama aklıma
yatmayan içime sinmeyen bir çok nokta da vardı. İslamın akıl ve mantığı övdüğü
kısımlar bu ana akım söylentilerde pek yer bulmuyordu. Sorular sormaktan
korktuğum bir dönemdi ama aklımdan çıkmayan en temel soru: Bir insanın hem
cinsine aşık olmasından nasıl bir kötülük doğabilirdi ki, Allah bunu imtihan
etti?
Bu kendini daha hümanist çizgide gören müslümanların:
"Evet, eşcinsellik fıtrattan gelebilir kabulümüzdür, fakat Allah bunu
imtihan olarak vermiştir ve eyleme geçmemeleri gerekir." argümanını bana
hatırlatıyor. Burada eyleme (muhtemelen de cinsel ilişkiye) indirgenmiş bir
cinsel yönelim algısı gözüme çarpıyor. Bir yandan da kendilerinden çok eminler
ve cüretkarlar. Bu tür durumlarda hep: "Herkes başkasının putuna
İbrahim." sözü aklıma gelir. Evet cinsel yönelimimin benim için bir imtihan
boyutu var ama imtihanı Allah yapıyorsa, bu kişiler cevapları mı çaldılar
acaba?
Cinsel kimliğimi kabul ettiğim hatta üzerine aktivist bir
kimlik de eklediğim yılların ardından İslam'a dönüşümde fark ettiğim şu oldu
ki, benim eşcinselliğimle olan imtihanım hem cinsimle bir romantik veya cinsel
paylaşımdan önce çok daha özümle alakalıydı. Azınlık olmak, dezavantajlı
konumda hissetmek (olmak), Allah'ın benim üzerindeki takdirini bir ceza olarak
görmemek, bu takdiri sevgiyle ve gururla temsil etmek, kendimle barışık olmak,
kendimi sevmek, halktan geçebilmek, kabul görmekten vazgeçmek, yalnızlıktan
korkmamak, insan tarafından senin için kurgulanmamış bir dünyada tefekkür
edebilip teslim olabilmek ve muhtemelen ömrümün geri kalan kısmında da
eklemelerin olacağı bir çok imtihan. Muhakkak bunların hepsi doğrudan
yönelimimle bağlantılı değil, ama hakim anlayış ve yaşam biçimi dışında
olduğunda hepsi de kendine göre boyut değiştiriyor.
Peki bunca imtihanın arasında mükafat nerede? Bir yandan
imtihan dünyasındayız ama bu hayatın büyük bir mükafat olduğu da nakşediliyor.
Çünkü bu dünya bir yandan Allah'ın sıfatlarının tecelli olduğu varlık alemi.
Aynı anda hem mükafat hem imtihan olabilmesi kafa karıştırıcı geliyor evet,
işte orada devreye iman giriyor. Rasyonel bir mantığın bu noktada çelişkiyi
mantıksız bulup hükmünü vermesi muhtemeldir. Nitekim Kuran'da birbiriyle
çelişik gibi gözüken bir çok nokta vardır. Ancak bunun bir hikmeti olduğuna
inanan ve ardındaki ilme erişmek isteyenler Allah'ın izniyle buna nail
olmuşlardır. Mevlana'nın: "Doğru ve yanlışın ötesinde bir yer var, seninle
orada buluşacağız." sözü bu hikmetin mânâ dünyasındaki temsilini çok güzel
veriyor. Mükafat, Mecnun'un dünyevi aşkın ızdıraplarından geçerek eriştiği
halin kıssayla da bize bir gönül kapısı açıyor. O yüzden bu mükafat kısmıyla
ilgili ancak gönül ehli insanlardan bir fikre sahip olabiliyoruz. Yani mükafatın
dış dünyadan çok, iç dünyada tezahür eden bir hal olduğunu çıkarsıyoruz.
Bu demek değildir ki, hakim cinsel
yönelimde olan biri gaflet uykusundan kalkamaz. Bilakis en azından cinsel
kimliği üzerinden lehine işleyen bir dünyada bunun dışına çıkabilmesi onun için
ne mutlu. Aşkın imtihanını cinsiyetlerden öte madde dünyasından mânâ dünyasına
bir açılım olarak görürsek, kimimiz bunu karşı cinsiyle, kimimiz hem cinsiyle,
kimimiz de cinsiyetlerin ötesinde deneyimliyor. Hepimiz aynı dünyasal kaderi
paylaşıyor ve birin parçası olduğumuza inanıyorsak (Tevhid bunu gerektirir.),
bir hükme varırken tevhidi bozmamaya (Tevhid kavramıyla ilgili detaylı
açıklamayı bloğumun temel kavramlar bölümünde verdim.) da imtina etmemiz
gerekiyor. Ahir zaman hakikati bize gösteriyor ki ne cinsiyet sadece kadın ve
erkek, ne de cinsel yönelim sadece heteroseksüel. O zaman birliği maddenin
ötesinde bir manada idrak ederek bu çatışmadan ve ayrışmadan
mükafatlanabileceğimize inanıyorum. Sözlerimi Yunus Emre'den bu dizelerle sonlandırıyorum:
"Gönül Calab*’ın tahtı, Calap gönüle baktı
İki cihan
bedbahtı, kim gönül yıkar ise
Sen sana ne
sanırsan ayruga da onu san
Dört kitabın
manası budur eğer var ise"
*Eski Anadolu Türkçesinde Allah.
(20.07.2020 tarihinde kaos.org adresinde yayınlanan yazımdır.)
14 Eylül 2020 Pazartesi
Hadisler ve Kuir Kimlikler -2
TRANSEKSÜELLİK ÜZERİNE
Transeksüel insanlar, cinsiyet kimlikleri ve/veya
cinsiyet temsilleri doğumda atanan cinsiyetlerine dayanan sosyal beklentileri
karşılamayan kişilerdir. Örneğin doğumda kadın olarak atanan ama cinsiyet
kimliği erkek olan biri gibi. Transeksüel insanlara olan nefreti haklılaştırmak
için bazıları hadisleri kullanılıyor.
“Peygamber (sav), kadın gibi davranan erkekleri ve
erkek gibi davranan kadınları lanetlemiştir.”
Bu hadis farklı kelimelerle anlatılır ve sorun buradadır. Arabistanda
kadın gibi davranılan erkekler için söylenen “Mukhannath” kelimesini
kullanır. Peygamber (sav) zamanın Mukhannath kişilerin durumuna bakarsak, vardırlar
ve kadınların bulunduğu mekanlara girmekte özgürdürler. Onlardan biri olan
peygamberin hizmetlisi sahabe Anjasha, deve süren, kadınlara önderlik eden, peygamberin
“Yavaş ya Anjasha, kadınlara yavaş
önderlik et.” dediği biridir. Anjasha’nın Mukhannath olduğu Wathila ibn
al-Asqa tarafından hadis olarak belirtilmiştir. Peygamber (sav)
dönemindeki transseksüeller asla geri çevirmedi. Ama “Hit” adında bir mukhannath kadınların bulunduğu mekanlara
girebiliyordu ve bir kadının bedenini başka bir erkeğe betimledi. Bu nedenle
peyhamber eşlerine, bulundukları mekanlara onun girmesine izin vermelerini
yasakladı. Bu hadis Ümmü Seleme (peygamberin eşlerinden biri) tarafından
anlatılmıştır. Peygamberin eşine göre peygamberin dediği: “Onun sizin mekanınıza girmesine izin vermeyin.”’dir.
Ağızdan
ağıza dolaşan hadis özelinden kaydırılıp genelleştirildi ve bazıları, mukhannath
kişilerin kadınların mekanlarına girmesini engellemek için genelleştirerek
aktardı. “Onların sizin mekanınız
girmesine izin vermeyin.” olarak. Ardından anlatı onları Müslüman
evlerinden kovun gibi genel bir emre tekrar kaydırıldı. “Onları evlerinizden kovun.” olarak.
Burada
da kalmadı ve Abdullah
ibn Abbas hikayeyi tamamen
farklı bir yoldan aktardı. Önceki anlatıdaki “onları kovun”a kabul ederek
lanetlerine bağladı:
“Peygamber (sav), kadın gibi davranan erkekleri ve
erkek gibi davranan kadınları lanetlemiştir, ve onları evinizden kovun demiştir
ve sonra peygamber birini, Ömer’de diğerini kovmuştur.”
Hikayenin takip eden diğer versiyonlarında, aslında
bunun bir kadının mahremiyetini ihlal eden biri hakkında olduğunu, cinsiyet
kimliğiyle alakalı olmadığını buluyoruz. Ama hikaye peygamberin evi ve
eşlerinden çıkıp, sahabeler tarafından genel bir mesele olarak yorumlanmıştır.
Bu sebeple Abdullah
ibn Abbas bu kovma
meselesini transseksüel insanlara yönelik genel bir lanetleme olarak anladı.
Genç müslüman transları destekleyin.
ASEKSÜELLİK ÜZERİNE
Aseksüel cinsel olarak başkalarına ilgi duymayan kişilerdir.
Aseksüellik kasıtlı bekarlık kararı almaktan farklıdır. Bu bir seçenek değildir,
kişinin kimliğinin parçasıdır. Bazı kişiler peygamberin (sav) gençleri
evlenmeye teşvik etmesini aseksüelliğin yasaklanmasına kanıt olarak kullanır.
“Aranızdan durumu olan genç erkekler evlenmeli.”
Bu sahih bir hadistir.
•
Al-Bukhari (Sahih Bukhari, 5065).
Ama
bu bir aseksüellik yasaklaması değildir. Çünkü Arapçada imkanlılık için
kullanılan kelime “al-Ba'a”,
evlilik haklarını yerine
getirebilecek finansal ve fiziksel beceride olmak anlamında kullanılır.
Alimlerin çoğu beceri ve arzu eksikliğinde evliliği bir vazife olarak kabul
etmez. Evlilik haklarını uygulamada yetersiz olacağı için adaletsizlik olarak
tanımlar. İmam Ebu Hanife: “ Denklik olmadığı kesinse, evlilik yasaklanmıştır.”
demiştir.
Bazıları cinsiyet ve cinsel kimliklere yönelik
olumsuz tavırlarını haklılaştırmak için hadisleri kullanmışlardır. Zayıf,
uydurma ve hatta kuir çatısı altındaki kişileri kapsamayan hadisleri
kullanırlar. Ama hadisler nefreti haklılaştırmak için kullanılmamalıdır.
Peygamberin cinsiyet ve cinsel çeşitliliği
reddettiği geçerli bir kanıt yoktur.
Kaynak: https://drive.google.com/file/d/1Dk95ZgN5QB4GVe3AGWBO7hHcPSvzTB0Q/view
7 Eylül 2020 Pazartesi
Hadisler ve Kuir Kimlikler -1
Müslümanlar peygamberin hayatına (sav) ilgilidir ve hadis olarak bilinen peygambere dayandırılan bilgilerin geçerliliğinin belli kriter ve kurallarla belirlendiği ayrı bir ilim dalı oluşturmuşlardır. Hadis ilmini göz önünde bulundurmayan bir grup da vardır. Onlara göre Kuran dışında hiçbir metin kutsal değildir ve hüküm kaynağı olamaz. Ancak bir çok Müslüman hadislerin ve anlatıların önemine inanır. Bu nedenle hadisin geçerli olup olmadığını tayin etmek için hadis ilmindeki kuralları ve standartları anlamak hayati önem taşır.
Hadis, peygamberin söylediği, yaptığı, bildirdiği hatta nitelendirdiği şeylere dayandırılan hadislerdir.
Hadis ilmi bu iki temele dayanır
Sanad
Hadisin peygamberden anlatıcıya kadar uzanan dizilimidir.
Örneğin: Peygamberden (sav), Anas ibn Malik’e , ondan Katada’ya, ondan Ebu Avanah’a, ondan Valid’e aktarılarak söylendi.
Metin
Hadis metni.
Örneğin: “Eğer ki bir Müslüman ağaç diker, Eğer ki bir Müslüman ağaç diker, o ağaçtan insan, hayvan veya kuş istifade ederse; hepsi ona sadaka olur.”
Hadisler
kabul edilebilirliğine göre, Sahih (Geçerli), Hasan ve Zayıf Hadisler olarak
sınıflandırılır.
SAHİH
HADİS
İçtihat ve dini diğer
meselelerce güvenilen, kabul gören hadistir.
Koşulları
Sanad
Bağlantısı: Her anlatıcının hadisi doğrudan önceki kuşağından bir anlatıcıdan
alması.
Aktarıcının
Güvenirliği: Her anlatıcının büyük günahlardan münezzeh, aklıselim yetişkin bir
müslüman olması.
Aktarıcının disiplini:
Anlatanlardan her birinin ezberinin iyi olması, hayali ve saçma olmaması.
Metnin
hatasız
olması: Hadis metninin geçerliliğine yönelik hiçbir uzlaşmazlık olmaması.
Metnin
anormal
olmaması: Geçerli diğer metinlerle çelişmemesi.
HASAN
HADİS
Sahih ve zayıf hadis
arasındadır. Ama sahih hadise daha yakındır. Şartların çoğunu sağlar, o yüzden
içtihatte kabul görür.
ZAYIF HADİS
Hasan
ve sahih hadis koşullarını karşılamayan, güvenilmez hadislerdir.
Türleri
Mu'allaq, Mursal,
Mu'dal, Shadh, Maqlub, Mu'allal, Matruk, Mawdu (Hiçbiri hadis değildir)
Zayıf hadis, tüm
türleriyle reddedilmiştir ve içtihatte kabul edilmez. Buna rağmen bazıları eğer
başka hadis yoksa çalışılabileceğini söyler. Ancak al-Bukhari, Muslim, Yahya
ibn Ma'in, Ibn al-Arabi, al-Maqdisi ve Ibn Hazm gibi alimler ne içtihatte ne de eylemlerin
faziletlerini belirlemede asla kabul edilmemesini söyler.
Zayıf hadisler içtihatta kabul edilmez, özellikle de ölüm cezasıyla sonuçlanan ceza hukukunda. Cinsel ve cinsiyet kimliği azıklıklarının haklarına karşı olanlar, güvenirliğini zayıf bulan alimler sayıca üstün olmasına rağmen, bir alimin güvenilir saydığı zayıf hadise inanırlar.
Eşcinsellik, aynı cinsiyetten insanların birbirine çekim duymasıdır. Eşcinsel kadınlar kadınlara, eşcinsel erkekler erkeklere ilgi duyar. Bazı insanlar islamda eşcinselliğin yasak olduğunu kanıtlamak için hadisleri kullanırlar.
“اقتلوا الفاعل والمفعول
به”
(Bunu yapanı da yaptıranı da öldürün.)
Bu Hadis Zayıftır
• Al-Bukhari zayıf saymıştır (al-'Ilal
al-Kabir, 236).
• Ibn Hazm zayıf saymıştır (al-Muhalla, 387/11)
ve (al-Muhalla, 383/11).
• Ash-Shawkani zayıf saymıştır (Nayl
al-Awtar, 286/7) ve (as-Sayl al-jarrar, 315/4) Sanad’i
zayıftır.
• At-Tirmidhi zayıf saymıştır (Sunan
at-Tirmidhi, 1456).
Ibn
al-Qattan zayıf
saymıştır (al-Wahm wa al-Iham, 182/4).
“ملعون من عمل عقل قوم لوط.”
(Lut’un kavminin
yaptıklarını yapan lanetlidir.)
Bu Hadis Zayıftır
• Ibn 'Adi zayıf saymıştır (al-Kamil fi
ad-Dhu'afa', 436/8).
• Al-Qaisarani bu
ifadeyi (Dhakhirat al-Huffadh, 1941/4) hem Matruk (yalanlamış) hem de
zayıf bulmuştur.
“…إن من أشراط الساعة أن يكتفي الرجال بالرجال والنساء
بالنساء"
(Erkeğin erkeğe, kadıının kadına meyletmesi kıyamet
alametlerindendir.)
Bu hadis Zayıftır.
• Al-Haytami (Majma'
al-Zawa'id, 324/7) aktarıcısı Saif ibn Maskun ‘dur ve güvenilir
değildir demiştir.
• Ve aktarıcısı Sulaiman ibn Dawood al-Yamami’un matruk (yalanlanmış) olduğunu söylemiştir (Majma' al-Zawa'id, 13/8).
“جميقا وارجموهما والأسف الأعلى ارجموا "
(Altta ve üstte
olanı taşlayın, ikisini de taşlayın.)
Bu Hadis Zayıftır.
• Ibn 'Abd
al-Barr ,(al-Istidhkar, 503/6) aktaranı Asim ibn Umar’ın
tanınmadığını ve güvenilir olmadığını vurguladı.
• Al-Arnaout sanad
(aktaran zinciri)’inin zayıf olduğunu söyledi(Takhrij Mushkil al-Athar, 3833).
• Al-Khatib
al-Baghdadi (Awham al-Jam' wa at-Tafriq, 158/1)
aktaranı Asim ibn Umar al-Amri’ye aktaran al-Bukhari, yalanlanmış
hadis olduğunu söylemiştir. Ahmed zayıf olduğunu ve ibn Ma'in dikkate
alınmamasını söylemiştir.
“سحاق النساء زنا بينهن"
(Kadınlar arasında lezbiyenlik, aralarındaki zinadır.)
Bu Hadis Zayıftır.
• Al-Albani çok
zayıf saymıştır (Da'if al-Jami', 3262)
• Al-Albani bu
kaynakta da zayıf olduğunu belirtmişti r(as-Silsila ad-Da'ifa, 1601.
• Ibn Hibban
(al-Majruhin, 174/2) aktarıcısı al-'Ala'
ibn Kathir’nın çok fazla uydurma anlatısının olduğu ve dikkate alınmamasını
söylemiştir.
• Ayrıca (al-Majruhin,
216/1) mawdu (uydurulma) olduğunu vurgulamıştır.
Eşcinsellikle ilgili açık ve tanımlı bir yasak olsaydı, niye
bazı insanlar tüm bu hadisleri üretirdi ki?
Peygamberin eşcinsel eylemi cezalandırdığını kanıtlayan hiçbir hadis yoktur. Ama bazıları “Bir erkek bir erkeğe yanaşırsa zina yapandır, bir kadın da bir kadına yanaşırsa zina yapandır.”’ı eşcinsel eylem için zina cezası uygulanmasına kanıt olarak öne sürerler. Bu hadis zayıftır. Al-Albani (Da'if al-Jami', 282) zayıf saymıştır..Al-Bayhaqi (as-Sunan al-Kubra, 8/233) sanad (aktarıcısı)’ını kabul görmemiştir. Ibn al-Mulaqqin (Khulasat al-Badr al-Munir, 2/302)’e göre sanad sahibi yoktur, Az-Zarkashi al-Hanbali (Sharh az-Zarkashi 'ala Mokhtasar al-Kharqi, 6/288) geçerli bir kanıtının olmadığını söylemiştir
Bazıları sahabelerin eşcinsel eylemde bulunan bir adamı yakmayı kabul
ettiğini belirtmiştir. Bu athar (sahabelere dayandırılan hadis), zayıf ve
dikkate alınmıyor. Ibn Hajar al-'Asqalani (ad-Diraya, 2/103)zayıf
demiştir. Al-Bayhaqi (as-Sunan al-Kubra, 8/232), ash-Shawkani
(Nayl al-Awtar, 7/287), al-San'ani (Sobol as-Salam,
4/21)tümü morsal (bağlantı, koşul ve sanad eksikliğine dayanarak zayıf)
olduğunu söylemiştir.
Açıkça eşcinselliği yasaklayan geçerli bir hadisin yokluğundan,
insanlar kasten zayıf hadis oluşturuyor. Hatta bilinmeyen kaynaklı “bir erkek
başka bir erkekle öpüşürse Allah’ın tahtı sarsılır.” gibi ifadeleri
destekliyor. Ki bu da bir hadis değildir, mawdudur (uydurma). Ash-Shawkani (al-Fawa'id al-Majmu'a, 204) mawdu
olduğunu belirtmiştir.
Devam edecek...
Kaynak: https://drive.google.com/file/d/1Dk95ZgN5QB4GVe3AGWBO7hHcPSvzTB0Q/view
31 Ağustos 2020 Pazartesi
25 Ağustos 2020 Salı
22 Ağustos 2020 Cumartesi
Renkli Tarihimiz- El- Muhannesun (Gerçek kadınlar olduk)
17 Ağustos 2020 Pazartesi
15 Ağustos 2020 Cumartesi
Renkli Tarihimiz - Badhl, Şarkıcı – Lezbiyenlikten daha tatlı bişey görmedim
11 Ağustos 2020 Salı
Fotoğrafçı Semra Habib'in Perspektifinden LGBTQ Müslümanlar
8 Ağustos 2020 Cumartesi
Renkli Tarihimiz - Yukarı Mısır'dan Bir Lezbiyen, Mısırlı lezbiyenlere bulaşmayın!
4 Ağustos 2020 Salı
1 Ağustos 2020 Cumartesi
Renkli Tarihimiz - El Amin, Eşcinsel Halife
-
Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=ARSyIlZKgeY Youtube'taki Türkçe karakter sorunu sebebiyle buraya da ekledim.
-
TRANSEKSÜELLİK ÜZERİNE Transeksüel insanlar, cinsiyet kimlikleri ve/veya cinsiyet temsilleri doğumda atanan cinsiyetlerine dayanan sosya...












